Ebru Sanatinin Tarihçesi ve Malzemeleri
|
Türk el sanatının önemli bir dalı olan
ebruculuğun hangi tarihte başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Ebruya çok
eski tarihli el yazması kitapların yan kağıtlarında (kapak ile kitabı birbirine
bağlayan kağıt) rastlıyoruz.
Fakat bu kitaplar yüzyıllardan beri okuna okuna
yıpranıp tekrar cilt tamiri yapılmış olacağından o kitap içinde görülen bu
ebrular, o kitabın yazılış tarihinde yapılan ebru olduğunu göstermez. Şu halde
üzerinde tarih kayıtlı olmak şartıyla bir hat örneği ihtiva eden ebru kağıtları
zamanı göstermek bakımından bir vesika sayılabilir.
Hafif ebru denilen ve bilhassa üstüne yazı
yazılmak gayesiyle açık ve soluk renklerle yapılan ebru kağıtlarında rastlanacak
tarihler önem taşır. İşte o tarih ebru'nun da yapılış tarihi olabilir. Bilinen
en eski ebru kağıdı 1554 yılına aittir. Ebrunun tarihi Malik-i Deylemi
tarafından Gürcistan'da yazılmış italik kıt'ada geçen Arapça tarihten
anlaşılıyor. Ebru kelimesi Çağatayca "Ebre", Farsça "Ebrî" bulutumsu, bulut gibi
anlamına gelip, daha sonraları dildeki vokal değişmesiyle Ebru haline gelmiştir.
Bütün klasik sanatlarımız gibi ebru sanatının tarihi hakkında tam bir bilgimiz
yoktur. Ebru kağıdı çok eski devirlerde hat sanatının bir yardımcısı ve
ciltçiliğin bir kolu olarak yaşamış bir sanattır.
Kitap kaplarının içlerini yaprakları veya yazı
levhalarının kenarlarını bordür olarak süslemek için kullanılmıştır. Bugün
tekrar gündeme gelmiş, kendini yenilemiş olarak görülüyor. Son yıllarda resim
gibi paspartolanmış ve çerçevelenmiş ebru çeşitleri ile sergiler açılıyor,
çerçeveli veya çerçevesiz dükkanlarda satılıyor. Evlerimizi, bürolarımızı
süslediği gibi gömleklerimizden sarkan kravat olarak ipekli kumaşlara basılmış
görüyoruz. Dahası çinilere renk vererek hatip ve çiçekli battal veya çark-ı
felek olarak girmiş, kırlentlerde aynı renk cümbüşüne karışan ebrularla göz
zevkimize katılmış olduğunu görüyoruz. Büyük Türk yazarı Şemseddin Sami Bey
Kâmûs-ı Türkî adlı lügâtında ebru için şöyle demektedir: "Ebru; aslı, Farsça
Ebrî = bulut renginde ve daha doğrusu, Çağatayca Ebre = roba (elbise yüzü, kürk
kabı) hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş, kağıt) = (isim) cüz ve defter kabı
yapmak için kullanılan renkli kağıt.”
Görülüyor ki gerek Kâmûs-ı Türkî yazarı
Şemseddin Sami Bey'in verdiği bilgiler gerekse bu sanatı Buhara'da öğrenmiş olan
Sadık Efendi'nin verdiği bilgilere göre kelime, zaman süreci bazı değişikliklere
uğramıştır. Aslı Çağatayca olan bu kelime Anadolu'ya göç sırasında İran'dan
geçerken kelime benzerliği nedeniyle "ebri"ye yurdumuzda ise "ebru"ya
dönüşmüştür.
Ebrunun kağıt üzerindeki bulutumsu görünüşü
mermerdeki damarlara benzediği için Avrupalılar "papier marble", "marbled
paper", Arap aleminde ise "Varak'l-i mucazza" yani damarlı kağıt olarak
adlandırmışlardır.
Son zamanlarda ele geçen bir yazma risale
ebru hakkındaki bilgi eksikliğini nispeten gidermiştir. 1608 yılında yazılmış
olan bu Tertib-i Risale-i Ebrî o tarihte ebruya dair bilinenlerin bir araya
getirildiği bir bilgi hazinesidir.
Kitap sanatları hakkında en eski kaynak
eserlerimizden olan Menâkib-i Hunerveran 1586 da Gelibolu'lu Mustafa Ali Bey
tarafından yazılmıştır.
Bu kitapta; hat, tezhip, minyatür, cilt,
oyma sanatlarından ve onlarla meşgul olan kimselerden Herat'ta yetişenlere kadar
söz edildiği halde ebruculuktan ve ebruculardan bahsedilmediği görülmektedir.
Kitap sanatkârları hakkında bir diğer eser ise, merhum Kilis'li Rifat'ın
çevirisi Nefeszade İbrahim Efendi'nin, hattatlar, aharcılık, kağıt boyamacılığı,
mürekkepçilik gibi sanatlardan söz edilen "Gülizar-ı Savap" isimli eserlerinde
de ebrudan ve ebrucudan hiçbir bahis olmadığı görülüyor.
Ebruda kullanılacak olan boyalarda; toprak
boya olması, suda erimemesi ve yağ ihtiva etmemesi özellikleri aranır. Toprak
boyalar tabiattaki renkli taşlardan, renkli kaya ve madeni boyalarla nebati
asıllı suda erimeyen boyalardan elde edilir. Suda eriyen ve yağ ihtiva eden
boyalar kullanıldığı takdirde boyaların bir kısmı kitreyi kirlettiği gibi kitre
üzerinde durmaz ve dibe çöker.
Boyayı hazırlarken bir mermer veya kalın
bir cam üzerine bir yemek kaşığı kadar konur, su ile macunu haline gelinceye
kadar kürekle (spatül) karıştırılır. El taşı ile sabırla yavaş yavaş ezilmeye
başlanır. Cam üzerinde değil de mermer veya benzeri taş üzerinde ezilecek olursa
el taşı üzerinde boya ezilen taştan ayrı bir özellikte olması gerekir. Aynı taş
unlanmaya sebep olmaktadır. Dağılan boya spatülle toplanır ve tekrar ezilir.
Ezilme işi bitince spatülle toplanan boya ana kap tabir edilen bir büyük cam
kavanoza alınır. Bol su ile karıştırılıp adeta yıkanan boya bir tülbent veya
naylon çorap ile süzülür. Bu işlem birkaç defa tekrarlanır. Süzülen boya
dinlenmeye alınır. Dinlenen boya durulur, dibe çöker, su üstte bembeyaz berrak
kalır. Üstteki su dökülür ve boya istenen kaba alınır.
Yaldız boya su içerisinde iyice ezilmeye
çalışılır. Çünkü ezildiği dahi belli olmaz. Bir çay kaşığı boya sanki kabarır,
köpürür ve büyür. Bu ezme işi bitince dinlenmeye alınır. Dinlenen yaldızlı boya
dibe çökmez üste çıkar, kullanılacağı zaman yine karıştırılır. Sarı yaldızlı
boyaya sarı renk karıştırılarak, beyaz yaldızlı boyaya diğer renkler
karıştırılmak suretiyle kullanılabilir. Yaldız kuruyan kağıt üzerinden elle
dokununca çıkabilir. Kitre üzerinde yaldızları kalarak kitreyi kirletir. Tabii
çivit (Lahor cividi) lok veya leş (vişne çürüğü) gibi boyaları piyasada bulmak
pek zor. Ancak bunların yerine renkleri birbirine katarak yeni yeni renkler elde
edilebilir.
Ebru boyaları bilhassa zırnık, zehirli
olduğu için dikkat etmek lazımdır. Ebru üzerinde boya aralarını açmak ve
derinlik görüntüsü vermek için neft, terebentin yağına çok az batırılan fırça
ile boya serpilirse derinlik görüntüsü ve benekler elde edilir. Neftin işini
limon kabuğuyla da görebiliriz. Battal ebru yapıldıktan sonra bir parça limon
kabuğu ele alınıp yakın mesafeden tekne üzerine sıkılırsa kabuktan çıkan esans
ebru üzerinde beyaz benekler ve boşluklar yapar.
Bugün pek çok ebrucu toprak boya
bulamadıkları için bir kısım sentetik ve bitkisel boyalarla ebru yapıyorlar.
Ebru bir renk sanatıdır. Renkler tabii ve pastel renklerin bir araya gelmesiyle
güzelleşir.
Ebru yapımında kullanılan suyun özel içme
suyu olması, kireç derecesi düşük ve bekletilip süzülmüş olması şarttır.
Kaynatılan ve bekletilmiş suda olur. Eskiden yağmur suyu kullanılırmış. Suya
kireç düşüren calgon katılmak suretiyle kireci düşük su da elde edilir ve
kullanılır.
Boyanın yüzeyde durmasını ve kağıda kolayca
geçmesini sağlayan kitre ebru sanatında en az boya kadar önemli bir maddedir.Her
bölgenin kendine has kitresi vardır. Halk arasında kesire olarak da bilinen
kitre geven adı verilen bir bitkinin (astragalus) gövdesinden sızan mayinin
koyulaşmış şeklidir. Piyasada şerit veya plâka şeklinde olan kitrenin taze ve
beyaz olanı ebru için uygundur. Kitre eczacılıkta, kozmetik ve dokuma
sanayiinde, pasta yapımında ve pek çok yerde kullanılan yapışma kabiliyeti düşük
bir zamk cinsidir. 35 x 50 x 5 cm'lik bir tekne için 30 - 35 gram kitre kafidir.
Kitre bir kap içinde ıslatılıp bir gece bekletilir. Sonra iyice ovalanır, tekrar
su katılarak karıştırılır.
Bu işlem salep kıvamına gelinceye kadar
tekrarlanır. Bir bez torbaya aktarılır ve süzülür. Süzme işi iki üç defa
tekrarlanır ve tekneye alınır. Tekneye alınan kitrenin hava kabarcıkları tekneye
sekiz on kere kağıt atılarak hava kabarcığı ve köpük kalmayıncaya kadar alınır.
Üstü kaymak tutmaması için kağıtla kapatılır. Kitre boya artıklarından, oda
sıcaklığından, nemden etkilenir ve bozulur. Bozulan kitre su kıvamına döner ve
hareket kabiliyeti azalır.
Kitre tekneye boşaltılır, bir gün
bekletildikten sonra bütün boyalar aralıklarla bir aletle birer damla
damlatılır. Boyalar sekiz santim açılıncaya kadar öd ayarı yapılır ve bir gün
sonra aynı muamele tekrarlanır. Eğer sekiz santim açılıyorsa kitre istenilen
kıvamda, on santimse kitrenin kıvamı sulu, altı santim açılıyorsa kitrenin
kıvamı koyudur. Ona göre su katılır ve istenen kıvama getirilir. Kitre
süzüldükten sonra yarım kahve fincanı formol katılır ve karıştırılır. Formol,
tıp alanında kullanılan zehirli bir ilaçtır. Kitrenin bozulmasını geciktirir.
Koyu renk ebru yapmak istenirse koyu kitre; açık renk ebru istenirse sulu kitre
kullanılır. Kitre yerine keten tohumu, salep, ayva çekirdeği, deniz kadayıfı,
hilbe (bey tohumu) kullanılır.
Öd, kitre üzerinde boyaların yayılmasını
sağlar. Ebru yapımında ekseriyetle sığır ödü kullanılır. Sığır ödü 'Ben mari'
sisteminde kaynatılır, soğumaya bırakılır. Dinlenen öd süzülür ve soğuk bir
yerde saklanır. Boyaların kitre üzerinde dağılması, öd ayarına bağlıdır. Boyanın
çok açılmasını ve yayılmasını istediğimiz zaman öd oranı yükseltilmelidir.
Sanatkar yapacağı ebru çeşidine göre çok veya az öd ilâve eder. Öd aynı zamanda
boyaların dibe çökmesini, renklerin birbirine karışmasını önler. Öd boyaya renk
ve yapışkanlık verir. İyi ayarlanmamış ödlü boya, ya dibe çöker ya çok açılır.
Çok ödlü boya üstünde barınacak boya daha çok ödlü boyadır. Sığır ödünün
haricinde koyun ve kalkan balığı ödü de kullanılır. Eskiden tütün yaprağı ve
haraza'nın suyu da kullanılırmış.
Ebru yapılacak tekne büyüklüğünde kesilen
her türlü kağıtla ebru yapılabilir. Birinci hamur, ikinci hamur, üçüncü hamur
kağıt kullanıldığı gibi pelur kağıt dahi olur. Kitre üzerinde biriken kirli
renkleri ve köpükleri pelur ve üçüncü hamur kağıtla almak daha iyi ve kolaydır.
Ebru yapılacak kağıtlarda gramaj oranı da pek önemli değildir. Kağıt yerine
çeşitli kumaşlar, cam, tahta ve çinicilikte kullanılan bisküvilerde
kullanılabilir. Yalnız bisküvi üstüne alınan boyalar toprak boya olduğu için
sırlanıp çini fabrikalarında fırınlanınca renkler ya değişir, yahut da
kaybolur.
Onun için toprak boya yerine çini boyasıyla
ebru gibi çalışılıp yapılır ve sırlanıp fırınlanırsa o zaman renklerde hiç
değişme olmaz. Ebru kağıtları teknenin içine serbestçe girip çıkacak şekilde
kesilmelidir. Bir tarafı açıkta bırakacak şekilde olmaması gerekir. Çünkü atılan
boya kitrede kalır.
Tekne, İçinde ebru yapımı gerçekleştirilen
kaptır. Genellikle galvanizli paslanmaz sacdan yapıldığı gibi çinko, cam ve
ağaçtan dahi yapılabilir. En çok 50x35x5 cm. boyutlarında yapıldığı gibi isteğe
bağlı olarak çeşitli ebatlarda tekne yaptırılabilinir.
"Tekne açmak" demek, ebrucunun ebru yapmaya
başlaması anlamına gelen bir sözdür.
"Tekne kapamak" çalışmanın bitmesi anlamına
gelen bir sözdür.
"Tekne var" demek teknenin açık olduğunu
belirtir.
"Tekne kapağı" demek ebrucu son yaptığı
ebruyu tekneden dışarı almaz ise o ebruya kapak ebrusu denir.
Teknenin üstü açık kalınca kitre kaymak
bağlar ve tekneye toz vb. düşer, onun için ya son ebru tekneden alınmaz yahut da
başka bir boş kağıtla tekne kapatılır.
Kıl; hatip, çiçekli, gelgit, taraklı ebru
yapılırken onlara şekil vermeye yarayan at yelesi veya at kuyruğundan alınıp
kurşun kalem kalınlığında bir tahtanın uç kısmına yerleştirilmiş bir
alettir.
Çeşitli kalınlıklarda paslanmaz çelik veya
bakır tellerden ir tahta veya ağaçların dallarına yerleştirilerek bız (tel)
yapılır. Hatip, çiçekli, gelgit ebrusu yapımında kullanılır.
Fırça, boyaları tekne üzerine serpmeye
yarar. Ebrucu fırçasını kendi yapar. Piyasada yağlı boya veya suluboya
fırçalarıyla ebru yapılmaz 25-30 cm. parmak kalınlığında sopanın ucuna yaşlı at
kuyruğundan alınan kıllarla naylon veya sağlam bir iple güzelce bağlanarak
fırçalar yapılır. Her boyanın kendi fırçası
vardır.
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum Kuralları
1. Saygı çerçevesinde yapılan yorumlar, kendinizi ifade etmenin en iyi yoludur. Yorumlarınızın hakaret, küfür, tehdit, taciz, aşağılama, diğer kullanıcıların kişisel bilgilerinin ifşası, telefon numarası, e-posta adresi ve kurum ismi içermediğinden emin olun. İfade özgürlüğünü destekliyoruz ancak; kişi veya grupların dinini, dilini, cinsiyetini, ırkını, etnik grubunu, milliyetini aşağılayıcı yorumlara ve genel ahlak ilkelerine aykırı unsurlara kesin olarak izin vermiyoruz. Bu tür içeriğe sahip yorumlarınızın moderatör onayından geçmeyeceğini veya başka kullanıcılar tarafından sakıncalı olarak bize bildirilebileceğini ayrıca talep halinde ilgili mercilere tarafımızca bilgi verileceğini lütfen unutmayın. Üyelerimiz, yaptıkları yorumlardan kendileri sorumludur. Yukarıda belirtilen içeriğe sahip yorumlardan ve bu tarz davranışlarda bulunanlara yöneltilen cezai yaptırımlardan ''sanat-sanatkar.blogspot.com '' sorumlu tutulmaz.
2. Yaptığınız yorumun, yazıyla ilgili olmasına özen gösterin. Yorum yaptığınız yazının ana temasıyla doğrudan ilişkili olmayan yorumlar göndermeyin. Zorunlu olmadıkça büyük harf kullanmayın. Bu durum, diğer ziyaretçiler tarafından ‘bağırarak konuştuğunuz’ şeklinde algılanır. Sözlerinizi vurgulama amacıyla da olsa, harf ya da noktalama işareti tekrarı yapmamaya çalışın. İnternet sohbet odalarında kullanılan kısaltmaları kullanmayın.Hiçbir harf yerine benzer görünen başka bir karakter yazmayınız.
3. Yorumların varlık sebebi, konuyla ilgili fikir alışverişinden başka hiçbir şey değildir. Gerek yazıyı kaleme alan yazarla, gerekse yorum yazan diğer kişilerle fikirlerinizi paylaşabilir ve bu şekilde yazıda gördüğünüz doğruları genişletebilir, yanlışları eleştirebilirsiniz.
Lütfen bu kurallara uymaya ve hepimizin bir gün güvenli sınırlara gereksinim duyabileceğini anlamaya çalışalım. Kurallara uymamak, önce uyarı almanıza, yinelenen uyarılar da kullanıcı hesabınızın kapatılmasına neden olacaktır. Hesabınız kapatıldığında başka bir kullanıcı adıyla giriş yapmanız da engellenecektir.
Yaptığınız yorumlar içinde link barındıranlar spam kabul edilecek ve silinecektir.
Yorum kutusunda Link verilebilmesi için konulmuş olan link html etiketi konu ile ilgili link oluşturma amaçlıdır.
Reklam amaçlı başka sitelere link veren yorumlar silinecektir.
Katkılarınız ve duyarlılığınız için teşekkür ederiz.
sanat-sanatkar.blogspot.com